8 Ağustos 2014 Cuma

KUYUCAKLI YUSUF



KUYUCAKLI YUSUF- SABAHATTİN ALİ

Ne zaman bir Sabahattin Ali kitabı okusam bende hep aynı tesiri bırakır. Boğazımda düğümlenen acı.
Gerçek hayatta da karşılaşabileceğimiz hikayeleri o kadar güzel kaleme alıyor ki kahramanlar bir kitabın parçası olmaktan çok gerçek yaşamda tanıdığımız kişilermiş gibi.
Sonra mesela Sabahattin Ali kitaplarının en sevdiğim yönü kahramanların çok fazla kalabalık yapmamış olması. Bazen bir kitabı okuruz ve bi sayfada adı geçenin kim olduğunu unuturuz önceki sayfalara bakarız 'kimdi bu acaba' diyerek. Sabahattin Ali kitaplarında bu durum hiç olmaz.
Yine bir YKY kitabı. Ve içinde önce Sabahattin Ali'nin mini bir biyografisi sonrada kitap hakkında oldukça aydınlatıcı bir yazı var. Ve yazının başlığı şöyle; 'Bir yetimin romanı'

Kitapta şöyle başlar ;
"1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler."
 İşte bundan sonra kimsesiz kalan Yusuf'un kaderi kaymakam Salahattin Bey ile aynı ırmağa akar.  Salahattin Bey Yusuf'u kendi evine götürür. İlk başta karısı Şahinde Hanım bu durumdan hiç hoşlanmasa da sonra onun da işine gelir. Kızı Muazzez ile Yusuf arasında inanılmaz bir bağ vardır. Yusuf, Muazzez'e abilik eder. Kaymakam Beyin işleri nedeniyle Edremit'e taşınırlar. Yusuf ilk başlarda burada insanları çok yadırgar. İnsanların birbirlerini alaya almaları, tarla sahiplerinin işçilere olan tutumları gibi durumlar ona çok garip gelse de alışır bu duruma zamanla. Hatta kendine bir dost bile edinir. Ali.
Salahattin Bey gündüzleri işiyle ilgilenirken geceleri arkadaşlarıyla beraber içmeye gider. Şahinde Hanım dostlarının evinden çıkmaz. Muazzez ile Yusuf birbirlerini oyalarlar. Muazzez'e göz koyan Şakir ve babası Hilmi Bey Salahattin Bey'e bir oyun kurar ve yine Salahattin Bey'in içmeye gittiği bir akşam onu kumar oynama ikna ederler. Salahattin bey o gece üç yüz yirmi lira borçlanır. Ertesi gün kaymakamlığa gelen Hacı Etem borca dair bir senet imzalatır. Eli kolu bağlı olan Salahattin Bey ise, yavaş yavaş kendini Muazzez'in evlenmesi durumuna alıştırır. Muazzez'in Şakir'le evlenmesi ona hiçte fena bir durummuş gibi gelmez ne de olsa Hilmi Beyler buranın önde gelen ailelerindendir. Şahinde hanım ise bu duruma çok daha mutlu olur.
Fakat Yusuf bu durumu kabullenmez. Ali ile bu konuyu konuştuğunda Ali'nin de Muazzezi sevdiğini öğrenir ve Ali'den aldığı üç yüz yirmi altını Hilmi Beylere teslim eder. Kaymakam sevinir fakat Şahinde hanım bu durumdan hiç hoşlanmaz. Muazzez ise için için üzülür. Yusuf, Muazzezle konuşur. Onun da bu duruma sevindiğini düşünür. Oysa ki 'sevdiğin kim Muazzez' diye sorduğunda Muazzez'in tutuğu el Yusuf'un elidir. İçi içini yiyen Yusuf ne yapacağını derin derin düşünür. Fakat aradan çok zaman geçmeden Şakir bir düğünde Ali'yi vurur. Ali'nin babası olayın ne kadar peşine düşse de adalet haklıdan yana işlemez ve katil Şakir elini kolunu salaya sallaya gezer.
Tüm bu yaşananlardan sonra içinde Muazzez'e karşı nasıl hisler beslediğini bilemeyen Yusuf evden gittikçe uzaklaşır. Bunları fırsat bilen Şahinde hanım Muazzez'i Hilmi Beylere daha sık götürmeye başlar. Muazzez ilk başlarda bu durumdan hiç hoşlanmasa da o da zamanla alışır. Fakat birgün Yusuf gelir ve Muazzez'i kaçırır. Köşe bucak onları arayan Salahattin Bey onlara ulaştığında oturur konuşur. Kızıyla Yusuf'u evlendir.
Giderek rahatsızlanmaya başlayan Salahattin Bey çok ömrünün kalmadığını anlar ve iş tutsun diye Yusuf'u kaymakamlığa aldırıp katiplik işi verir. Kısa bir müddet sonra da vefat eder.Artık evin tüm yükü Yusuf'a kalmıştır.Salahattin Bey'den sonra kaymakam olarak gelen İzzet Bey Yusuf'a vergi toplama işi verir. Yusuf gittiği köylerden bazen on, on beş gün gelemez. Evin durumu ise oldukça kötüdür. Bazen yiyecek bir lokma ekmeği zor bulurlar. Tüm bu yalnızlığı fırsat bilen Şahinde hanım ise yine eş dost toplantılarından geri kalmaz ve Muazzez'i de peşinden sürükler. İlk başlarda sadece kadınlar arasında olan bu toplantılara da erkekler de katılmaya başlar. Kaymakam İzzet Bey ise artık bu toplantıların baş müvadimi olmuştur. Tüm bu toplantılar Muazzez'in başını döndürür. Ne de olsa on beşinde çocuk. Koluna bilezikler takılır, hediyeler alınır. Yusuf ise tüm bunları hiç fark edemez. Fakat işten geldiği bir gün, karısını öğle vakti uyurken bulur. Oysa ki Muazzez hep erken kalkardı. Uyuyan karısını izlerken onun ne kadar değiştiğini iki ay önce yine uyurken izlediği karısından eser kalmadığı fark eder.
Tekrar iş için yola koyulan Yusuf'un içi içini yer gerisin geri döner. Evine geldiğinde ise gördüğü manzara onu felakete sürükler. Yine içki masası etrafında hiç görmek istemediği adamlar ve karısının namüsait durumu. Elindeki kırbacı deli gibi savurtturur. Sonra silaha sarılır, kime gelirse.
En son Muazzez ilişir gözüne. Karısını da alır, koyulur yollara. Bir yerde dinlenmek için dururlar. Sabah olduğunda Muazzez'e bakar fakat Muazez'de hiç ses seda yoktur. Karısının üstünde ilk kaçırdığı gece giydiği pembe entarisi. Omuzunda pıhtılaşmış kan. Kendi eliyle karısını gömer.
Belki de Sabahattin Ali kitaplarını salt sevgiyi bu kadar güzel anlattığı için seviyoruz. Çok ihtiyacımız olan merhamet duygusunu bu kadar içten anlattığı için. Yüreği burkan hikayeleri bu kadar gerçekçi anlattığı için. Salahattin Bey'in Yusuf'a merhameti. Muazzez'in Yusuf'a sevgisi. Yusuf'un Muazzez'e sevgisi ve merhameti. Çok güzeldi. Keyifli okumalar...

5 yorum:

  1. Sabahattin Ali benim için çok özel bir yazar. sanki insanların içini görüyor yazarken. Ne zaman okusam ben de boğazımdaki düğüme engel olamıyorum. Kuyucaklı Yusuf'ta bir benzetme var ki hiç unutamam. “Böylece küçük Yusuf, bir sur harabesi üzerinde çıkan bir yabani incir ağacı gibi, biraz sıkıntılı ve şekilsiz, fakat serbest ve istediği gibi büyüyor, gelişiyordu.” (s.18)

    keşke daha uzun yaşasaydı dediğim yazarlardan.. ruhu şad olsun...

    http://kitaplarimolmadanasla.blogspot.com.tr/2013/04/sabahattin-ali-kuyucakli-yusuf_30.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de keşke tanıma fırsatım olsaydı dediğim yazarlardan. Öyle yazıyor ki insanın yaşadığı fakat tarif edemediği hislere adeta ışık tutuyor. İçimizden geçenleri kitaplarına serpiştiriyor. Beni de Yusuf'un yalnızlığını anlattığı cümleler çok etkilemişti.
      Sizin yazınızı da okudum oldukça emek vermişsiniz, aydınlatıcı bir yazı olmuş.
      Sevgiler :)

      Sil
  2. Because the admin of this website is working, no uncertainty very quickly it will
    be famous, due to its feature contents.

    Here is my website :: cheap uk web hosting

    YanıtlaSil
  3. Defalarca okusunda yine aynı heyecanla okuyabileceğin bir kitap. Aslında üstadın tüm kitapları öyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence Türk edebiyatının en muhteşem yazarlarından. İstersen binlerce kez oku kitaplarını yine de sıkılmıyorsun...

      Sil

Benzer Yazılar

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...