7 Haziran 2018 Perşembe

Dünyanın Bir Ucuna Uzanan Gerçek Bir Hikaye...

''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.

 

                                          

Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Aralık 2017 Cuma

SABRETMEYİ ÖĞRENMEK..

    Epeydir yazmıyorum. Çünkü büyük uğraşlar içerisindeydim. Evlendim. Şehir değiştirdim. Yeni bir hayata adapte olma sürecindeyim. Ama ne zaman bir şeyler paylaşmak istesem kendimi burada buluyorum.
    Lise hayatımı, üniversiteyi ailemden ayrı geçirdim. O zamanda çok zorlandığım zamanlar olmuştu. Çünkü annem de babam da aile olmayı bir bütün olmayı doyasıya öğretti bize. Bunun için onlara minnettarım. Ama gerçekten bu bambaşka bir şeymiş. Okuldayken bir şekilde bir çevrem vardı. Güldüğüm, eğlendiğim, zaman zaman kızdığım. Burada öyle değil ama. Ne benim ailem ne de eşimin ailesi kimse yok burada.  İç Anadolu'dan gelip Trakyaya alışmaya çalışıyorum. Burada sosyal imkanlar pek gelişmiş değil ya da henüz ben keşfedemedim. İki ana caddesinde trafik aynı yöne akıyo yani ilkokulda öğretilen "önce sol sonra sağ bakarak karşıya geçilir" kuralı burda işlemiyo. Çünkü iki şeritte aynı yöne gidiyo :) yeşil alan denen şey hiç yok zaten. Oysa ki  ben Çorum'da bayılırdım farklı sokaklardan eve gitmeyi. Mahalle arası parkları görmeyi, sokakta hala oynayabilen çocukları izlemeyi. Çorum'da çok gelişmiş bir şehir değil ama kesinlikle yaşanabilir keyifli bir şehir. Yeşil alanı çok bir kere. Sonra Çorum'da kış demek bizim için tiyatro demekti. Bayılırdım her cuma ya da cumartesi Devlet Tiyatro'sunda bulunmaya. Tiyatroyu kesinlikle sinemadan farklı buluyorum. Sadece o salonda izleyenlere özel çünkü. Aynı anda birçok salonda gösterimde değil.  Belki burayı da zamanla çok sevebilirim. Ama şimdilik gerçekten annemi, babamı, kardeşlerimi çok özlüyorum. Ailece pazar kahvaltısı yapmayı, annemle gülmeyi dertleşmeyi, babamla gezmeyi, Tuğba'yla tiyatroya gitmeyi, Tuana'yla vakit geçirmeyi. Bir de hayatımın hiçbir döneminde bu kadar boş ve yalnız kalmadım sanırım. Çalıştığım bir işim, akşam eve geldiğimde gördüğüm ailem zaman zaman buluştuğum arkadaşlarım vardı. Şimdi her şey internet üzerinden ailemle arkadaşlarımla sürekli iletişim içerisindeyim ama aynı şey değil tabi ki. Şimdi bildiğiniz çırpınıyorum, iş bulabilmek için, kendimi oyalayabilecek kurslara kaydolmak için. Üretmek, öğrenmek, gelişmek, hep ileriye gitmek istiyorum. Ama sanırım hayatım boyunca da bu böyleydi, bir şeyler için çabalamadan, uğraş göstermeden elde edemiyorum. Şu süreçte öyle deniyorum, sabrediyorum, dua ediyorum ve sonuçlarını bekliyorum. Biliyorum ki en hayırlı kapı zamanı geldiğinde açılacak.


       Tüm bunların dışında iki ay önce olan düğünümden bahsetmek istiyorum biraz. Önceleri, düğünlerden nefret ederdim ben. Sadece evlenen çiftin mutluluğunu görmek beni mutlu ederdi. Arka planda dönen nişan, düğün stresi bana çekilmez birseymiş gibi geliyordu ama kendimde tecrübe ettim ki bu işleri zorlaştıran biraz da biziz. Şükürler olsun ki olabildiğince az stresli ve mutlu bir şekilde atlattık. Tabi bu süreçte yanınızdaki insanların tavırları da çok önemli. Annem, babam, kardeşlerim o kadar güzel yanımda oldular ki haklarını ödeyemem. Babamın koşuşturmasını annemin o yorgunluğunu, kız kardeşlerimin her an yanımda oluşunu asla unutamam. Tabi bir de arkadaşlarım var. Başka başka şehirden gelen, uzun yıllar sonra düğünümde görüştüğüm canım arkadaşlarım. Onlar hala benimle arada kilometreler var ama hala yanımda olduklarını biliyorum. Şükürler olsun.. Bu arada aldığım en güzel düğün hediyesini de aşağıya iliştirmek istiyorum. Bunlar babamın dedesinin kendi elinden yazılmış birkaç mektup ve babamın amcası hediye etti bunu. Yanında bir Kur'an-ı Kerim ile.



   Her şeyin atlatılabilir ve unutulur olduğunu biliyorum. Bu çabalarımın, çırpınışlarımın, özlemlerimin bi gün sonuçlanacağını biliyorum. Tek yapmam gereken beklemek..

Hoşçakalın..
 

25 Aralık 2017 Pazartesi

Emitt ile Dünyayı Keşfet

                                    

Bu sene ‘Keşfetmek Güzeldir’ sloganı ile oldukça güzel bir kampanya yürüten, dünyanın en büyük 5 turizm fuarından biri olan Emitt İstanbul Turizm Fuarı, 25 – 28 Ocak 2018 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.

Tatilini Emitt’te Planla
 
Türk Hava Yollarının ana sponsorluğunda düzenlenen fuarda; Türk turizm dünyasının en büyük tur operatörlerinden tutun da Hindistan, Japonya, Kore, Maldivler, İtalya, Mısır başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından yüzlerce katılımcı 4 gün boyunca kendi ülkeleri hakkında ziyaretçileri bilgilendirmek için hazır olacak.

Fuar süresince katılımcı firmalar tarafından bir çok erken rezervasyon kampanyası da ziyaretçilerin ilgisine sunulacak. Hem tüm fırsatları kıyaslayıp kendinize en uygun kampanyayı seçebilir hem de yerli ve yabancı tur şirketlerinden merak ettiğiniz ülke ya da şehirler hakkında önemli bilgiler edinip hayal ettiğiniz tatili planlayabilirsiniz.
İster kış tatilinizi isterseniz de yaz tatilinizi en uygun fiyat ve erken rezervasyon koşulları ile Emitt’te planlayıp şimdiye kadar aklınıza bile gelmeyen bir sürü yer hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Ücretsiz Emitt Turizm Fuarı Davetiyesi Almak için Tıklayınız

                         

‘Orada Ne Yerim’ Düşüncesine Son!

Fuarın önemli bir artısı da farklı farklı kültürleri tanıyıp önyargılardan kurtulmak olacaktır. Bir yere gideceğimiz zaman – özellikle de yurt dışı ise- ‘Orada ne yenir?’ ‘Aç kalır mıyım?’ gibi düşüncelere bir çoğumuz kapılmışızdır. Bu konuda da yabancı katılımcılara ülkeleri hakkında sorular sorup kafamızda soru işaretlerini giderebileceğiz.

Günlük hayatla ilgili merak ettiklerimiz, gezilip görülecek yerler, gece hayatı, insani ilişkiler gibi bir çok farklı soruya da cevap bulabiliriz.

TÜYAP’a gelin adını bile duymadığınız bir çok yer hakkında bilgi sahibi olun, indirim ve erken rezervasyon fırsatlarından yararlanın ya da hiç değilse bir daha belki de hiç göremeyeceğiniz insanlarla tanışın, sohbet edin.

Ne demiştik;

‘Keşfetmek Güzeldir.’

Bir boomads advertorial içeriğidir.

BREAKİNG BAD






    Bittiğinden beri büyük boşluk içindeyim. Zaten ne zaman çok sevdiğim bir diziyi, filmi, kitabı bitirsem aynı hisler içinde oluyorum. Jeneriğinden tutun da finaline kadar her anını özlüyorum.
Bilenler bilir,bizim televizyon dizilerinden nefret ediyorum. Sanki nedense son yıllarda kayda değer bir dizi çekilmiyormuş gibi geliyor bana. Türk dizileri için diyorum bunu tabi. Her şeyin aşk, ihtiras, nefret, planlar üzerine kurgulanması bana biraz saçma geliyor. Onun yerine Leyla ile Mecnun, Avrupa Yakası gibi bizi güldüren dizileri tekrar tekrar izlemeyi yeğliyorum. Her neyse işte artık yeni bir şeyler izleme isteği duyduğum bir anda nedense aklıma Breaking Bad geldi. Sürekli her yerde görüyordum zaten. Öylesine ilk bölümünü izledim ve beni direkt bağladı. Sonraları her akşam eşim işten geldikten sonra izlemeye başladık. Ne yazık ki birkaç gün önce de bitti.
   Bir çoğunuz zaten izlemiştir ama ben yine de kısaca konusunu da anlatayım. Başrolü olan Walter White bir kimya öğretmenidir. Engelli bir oğlu ve hamile bir eşi vardır. Ve kendisinin kanser olduğunu öğrenir. Tek arzusu öldükten sonra ailesinin rahat bir hayat sürmesidir. Bu sebeple eski öğrencisi olan Jesse Pinkman ile bir çeşit uyuşturucu olan kristal meth üretimine başlarlar. İlk başlarda bu ikili arasında küçük bir operasyon olsa da daha sonraları işler çığırından çıkar ve uyuşturucu kartellerinin ellerine kadar düşerler. Çünkü Walter'ın ürettiği meth gelmiş geçmiş en saf methtir. Uyuşturucu üretirken gerçek adını gizlemek için taktığı Heisenberg, narkotik ve bu işte olanların arasında efsane olmuştur. İşin kötü yanı şu ki Walter'ın bacanağı olan Hank çok hırslı bir narkotik ajanıdır ve Heisenberg olarak bildiği bu uyuşturucu üreticisinin peşindedir.
    Walter'ın keskin zekası, olayların kurgulanışı kesinlikle mükemmeldi. Dediğim gibi jeneriğine bile hayranım çünkü kimya tablosu üzerine kurgulanmış. Dizinin beğendiğim bir diğer yanı ise tüm karakterin olabildiğince ön planda olması yani temelde olan iki karakter dışında diğerlerini de olabildiğince çok görmemiz. Hank, Mike, Walter'ın eşi Skyler, Saul, Gustova Fring. Diğer karakterlerin de yapacaklarının zaman zaman bizi heyecanlandırması hoşuma gitti benim. Sadece finali belki daha farklı olabilirdi diye düşünüyorum.
    Bundan sonra da Breaking Bad'in en renkli karakteri olan Saul Goodman'in dizisi olan 'Better Call Saul' dizisini izlemeyi planlıyorum.
   

      Hoşçakalın...

Benzer Yazılar

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...